Gökçek ŞifaSize Telefonunuz Kadar YakınızÜcretsiz Google Play'de
İNDİRX

Sonbaharda Görülen 5 Hastalığa Dikkat!

Yazın bitmesiyle sıcak havalarla vedalaşıp maalesef grip ve nezle gibi rahatsızlıklara ‘merhaba’ diyoruz. Öksürük, burun akıntısı, ishal, bronşit derken fiziksel olarak düşerken depresyona da yenilebiliyoruz. Sonbaharda kapıyı çalan bu hastalıklar hava sıcaklığında ani düşüş, hava kirliliği, kapalı ve kalabalık mekanlarda geçirilen uzun saatler, toplu taşıma araçlarıyla birlikte geliyor ve virüslerden kaçamıyoruz.

Sonbaharda doğanın kendini kışa hazırlamak için yaşadığı dönüşüm, özellikle büyük şehirlerde yaşayanları olumsuz etkilerken okulların açılmış olması ve kapalı mekanlar mikropların kolayca bulaşmasına fırsat yaratıyor.

Bugünlerde pek çok kişi grip, öksürük, ishal, bronşit ve alerjik astım ile mücadele etmeye çalışıyor. Peki bağışıklık sistemimiz güçlü olsa hastalıklara bu kadar kolay yenilir miydik?

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin hastalıklara karşı önemli olduğunu belirtirken sonbaharda kapıyı çalan hastalıkları anlattı, önemli uyarı ve önerilerde bulundu.

1-KOAH ve astım alevleniyor

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olanlar, astımlılar, diyabeti olanlar, kanser nedeniyle kemoterapi görenler üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı daha duyarlılardır. Bu kişilerde enfeksiyonlar, bronşit ve zatürre gibi daha ciddi alt solunum yolu enfeksiyonlarına kolayca dönüşebiliyor. Astım ve KOAH atakları meydana gelebiliyor. Bu nedenle kronik hastalıkları olanların sonbaharda grip aşısı yaptırmaları ve belirli periyotlarda zatürre aşısı olmaları özellikle önem taşıyor.

2-AVM’lerdeki klimalara dikkat!

Sonbaharda vücudun bağışıklık sisteminin zayıflamasının da etkisiyle, damlacık yoluyla bulaşan üst solunum yolu enfeksiyonları (nezle, grip, farenjit, tonsillit, sinüzit) daha yaygın hale geliyor. Kuru hava, aşırı çalıştırılan ısıtıcılar ve kalabalık alışveriş merkezlerindeki klima sistemleri de solunum yolumuzdaki mukozal koruma bariyerine zarar veriyor ve bizi enfeksiyonlara daha açık hale getiriyor.

Hava sıcaklığına uygun giyinip rüzgara ve yağmura maruz kalmayarak, mevsim sebze ve meyvelerini yeterince tüketerek, bol su içerek, özellikle ellerimizi sık sık sabunla yıkayarak, pencereleri düzenli aralıklarla açıp ortamı havalandırarak üst solunum yolu hastalıklarına karşı önlem almak mümkün.

3-Lodos baş ağrısı yapar mı?

Mevsimsel değişiklikler, hava basıncı ve nem değişiklikleri ile özellikle güney batıdan esen lodos, baş ağrıları ve migren ataklarını tetikleyebiliyor. Türkiye’de bununla ilgili lodoslu havalarda migren ataklarının arttığı tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalarda aslında baş ağrısının nedeninin esintinin kendisi değil, rüzgarla birlikte gelen havadaki biyolojik aktif partiküller, tozlar ve kirler olduğuna dair veriler mevcuttur. Mevsime uygun giyinme, rüzgarlı havalarda yüzü ve başı koruma, bazı iklimsel değişikliklerle tetiklenen bir hastalık söz konusuysa bu gibi havalarda tedbirli olma yaşam kalitesini artırabiliyor.

4-Sporu ihmal etmeyin

Yapılan çalışmalarda gastrit, mide ülseri, sindirim sistemi kanamaları ve huzursuz bağırsak sendromu gibi sindirim sistemiyle ilgili bazı hastalıkların geçiş mevsimlerinde özellikle ilkbahar ve sonbaharda arttığı görülüyor. Beslenme alışkanlıklarının, uyku saatlerinin değişimi, yaşam şartlarının yaza göre zorlaşması, stres ve sorumluluk yükünün artması, gün ışığından faydalandığımız saatlerin azalması gibi etkenler vücudumuzda bazı değişikliklere ve strese yol açıyor.

Bu adaptasyon süreci içinde vücut bu değişimlere uyum sağlamazsa sindirim sitemiyle ilgili sıkıntılar artıyor. Bu nedenle sonbaharda da mümkün olduğunca gün ışığından faydalanmayı, aşırı uyumamayı, düzenli spor yapmayı ve dengeli beslenmeyi ihmal etmemek büyük önem taşıyor.

5-Sonbahar depresyonuna karşı uykuya dalmayın

Yazın açık havada geçirilen zamanlar, denizler, ormanlar, parklar sonbaharla birlikte yerini ev ve işyeri arasındaki kısır döngüye, trafik stresine, artan iş yüküne, çoğunlukla televizyon başında geçirilen zamana bıraktığında buna yönelik savunma mekanizması geliştiremeyen kişilerde sonbahar depresyonuna girme ihtimali artıyor.

Oysa doğanın sonbaharla birlikte apayrı bir güzelliğe bürünmesine kayıtsız kalmamak, yürüyüş ve hafta sonu dışarıda zaman geçirmeyi ihmal etmemek, yağan yağmurlardan sonra etrafı saran toprak kokusunu içine çekmek doğal antidepresan görevi görüyor. Bu nedenle hafta sonları alışveriş merkezlerine gitmek yerine doğadaki bu değişime tanıklık edebileceğimiz mekanlarda bulunmak, gün ışığından mümkün olduğunca yararlanmak ve düzenli beslenme, egzersiz ve uykuyu ihmal etmemek çok önemli.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir